
Burgazadası, İstanbul Adaları’nın büyüklük olarak Büyükada ve Heybeliada’dan sonra üçüncüsüdür. Yuvarlak bir biçimde olan adanın eni boyu yaklaşık 2 kilometredir. İstanbul Limanına uzaklığı 10 deniz milidir. Ada üzerindeki tek tepe 170 metre ile Hıristos diğer adyıla Bayrak Tepesi’dir. İskender’in generallerinden, Demetrios’un babası Antigone buraya büyük bir kale yaptırmıştır. Ada öncelerei onun adıyla “Antigone” olarak anılmış, sonra ada adını, kale burcu anlamına gelen “pyrgos=pirgos” sözcüğünden almaktadır. Ayrıca adaya ilk çağlarda emin liman anlamına gelen “Panormos” de denilmiştir.
Burgazadası, iklimi, sahili, çamları, restore edilmiş zarif köşkleri ile İstanbul’un en sevilen mevkilerinden biridir. Güzellikleri ve zerafeti ile tanınan ahşap köşkler genellikle sahilde Gezinti Caddesi’nde, Kaşıkadası ve Heybeliada’ya bakan tepenin eteklerindeki Gönüllü ve Mehtap sokaklarındadır. Vapur iskelesinden doğuya doğru gidildiğinde adanın eski plajına ulaşılır. Buradan Heybeliada’ya doğru uzanan bir burun ve burnu ucunda bir fener vardır. Plajın güneyinde Mezarlık Burnu yer almaktadır. Bu burundaki kaya dönüldüğünde adanın güney kıyılarına gelinir. Burası, Bayrak Tepesi’nin bulunduğu sarp mevkidir. Kıyıdan duvar gibi yükselen bu tepenin üzerinde Bizans devrinden kalma Hristos Manastırı yer alır.
Aynı yönde kıyıdan devam edilince Kalpazankaya’ya gelinir, burada buluna gazinoda kuyu tandır kebabı nefistir. Kalpazankaya’nın hemen yanında bulunan küçük koy, Burgaz’ın gezinti yerlerinden biridir. Kalpazankaya’nın güneyinde Marta Koyu, Kuzeybatı tarafında Hagios Georgios (Aya Yorgi) Manastırı bulunmaktadır.
Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Burgazadası’nı şöyle tasvir eder; “Kalesi deniz kıyısında yalçın kayalar üzerinde (dört köşe) şeddadi tarzda yapılmış küçük bir kaledir. Ada 10 mil genişliktedir. Oldukça verimlidir. 300 kadar bağlı bahçeli tatlı suyu olan kuyulu evleri vardır. Bostancıbaşı idaresinde olup bir Yeniçeri yasakçısı vardır. Halkı Rumdur. Mamur kiliseleri vardır. Keçi ve tavşanı gayet boldur. Dağlardaki bağların hesabı yoktur. Halkı zengin gemicilerdir.”
Türkiye’nin ilk sanatoryumlarından biri 1928 yılında Burgazadasında kurulmuştur. Adada 1953 yılına kadar cami yapılmamıştır. Fethin 500. Yıldönümü dolayısıyla 1953’te belediyenin verdiği bir arsaya küçük bir cami inşa edilmiştir. Caminin minaresi ana yapıdan önce bitirilmiştir. İki kilisenin bulunduğu adada bir de sinagog vardır.
Kır gezintilerinin bir zamanlar çok revaçta olduğu adada, bu gezintiler son zamanlarda azalmıştır. Türk hikayeciliğinin büyük isimlerinden Sait Faik Abasıyanık’da Burgazadasında yirmi yıl yaşamıştır.
“Kırda Bir Öğle Uykusu” şiirinden; “Uyusam/ Kendimi bir son vapurda sansam…/ Peşimizde yıldızlar,/ Peşimizde uskur,/ Uyusam…” Sait Faik Abasıyanık.

